cilve


cilve
(A.)
[ ﻩﻮﻠﺝ ]
1. görünme.
2. kırıtma.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • cilve — is., Far. cilve 1) Hoşa gitmek için yapılan davranış, kırıtma, naz Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür. P. Safa 2) mec. Görünme, ortaya çıkma, tecelli Denizin çok cilvelerini tattık, diyordu. R. N. Güntekin… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • CİLVE — Esmâ i İlâhînin tecellisi. * Tecelli. * Güzellere yakışır duruş ve davranış. Dilberâne hareket. Naz ve edâ. Hoşa giden görün …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • cilve etmek (veya yapmak) — nazlanmak, kırıtmak Değil mi ki cilveler yapıyorsun, kalkıp da bize erdemlilikten söz etme! A. İlhan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • CİLVE-İ İRÂDE — İrâde ve kasdı gösteren tezahür ve tecelli. Cenab ı Hakkın kendi bizzat isteği ve iradesiyle yaptığını gösteren oluş ve intizam, mükemmeliyet. (İnsanın nasıl ruhu bütün cesedine özel bir münasebeti var ki: Bütün âzâsını ve eczasını birbirine… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış — kaba ve ahmak kişinin hoşa gitsin diye söylediği sözler ve yaptığı işler, kaba ve incitici olur anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • CİLVEGÂH — (Cilve geh) f. Cilve edilecek yer, cilve yeri …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • čilvėti — čilvėti, čìlva, ėjo žr. čilbėti 1: Čilva drabnosios paukštelės, gieda geguželė LTR(Tvr) …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • CELEVAT — (Cilve. C.) Cilveler. Hüsn ü zuhûrlar …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • DELAL — Cilve, naz, işve. İnsana güzel ve sevimli görünecek hâl, durum …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • CİLVENÜMÂ — f. Cilve yapan, cilve gösteren, cilve eden …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük